İstanbul
-
info@serhatdalgalidere.com

TEMBEL İNSANIN HIZ TUTKUSUNA DAİR

Akademisyen, Bilişim Uzmanı

Tembel İnsanın Hız Tutkusuna Dair Düşünceler

Akıllı makinalar, ne kadar havalı değil mi? Akıllı sıfatı önüne konulan bir cihaz bir anda sihirli bir kutuya dönüşüyor.  Akıl, beyin, fikir, düşünce bu kelimeler insanoğlunda bulunan özellikler. İnsanoğlu dünyada tanıdığı tüm varlıkları kopyalamakla ömrünü geçirmiş. İlk önce kendini kopyalamakla başlamış. Yaşam içerisinde kullandığımız ürünlerin neredeyse tamamına yakını insanoğlunun bir şeyleri taklit etmesiyle ortaya çıkmış. Önce basit taklitler ile başlayan insanoğlu yapay zekâya sahip ürünlere kadar kendini geliştirmeye devam eder. Kullandığımız birçok ürün artık “Akıllı” sıfatı taşıyor.

Teknolojinin hızla gelişmesi sonucu yaşamın her kıyısında gerçekleşen değişimler gibi bu değişimler iletişim araçlarını da etkilemiş. Akıllı ibaresi özellikle 1990’ların başlarından 2016’ya kadar hızla gelişerek yaygınlaşmıştır. Akıllı olan insan her şeyi akıllı yapma telaşına düşer. Telefonlar başta olmak üzere aklınıza gelen tüm elektronik cihazlar akıllı. Peki gerçekten akıllı mı? Elimizden hiç düşürmediğimiz telefonlar, gözümüzü ayıramadığımız televizyonlar, internete girdiğimiz bilgisayarlar sizce ne kadar akıllı? Öncelikle bir cihaza akıllı dememiz için hangi şartların gerçekleşmiş olmasını bekleriz. “Bana bırakmadan bazı şeyleri tahmin ederek hızlıca yerine getirsin.” Telefonum çaldığında dokunmadan kulağıma götürmem ile otomatik olarak gelen çağrı açılsın.

Ben leb yazayım o leblebi diyerek devam etsin. Ben televizyona “Open smart tv” diyeyim. O açılsın. Gözümün içine baksın ve beni anlasın. Gözümle kanal değiştireyim. El hareketimle sesi açayım. Ses frekanslarını yazıya çevirsin parmaklarım yorulmasın.

Herşey Tatminsizlikle Başladı

Bir yerde duyduğum bir melodiyi dinleteyim bana kime ait olduğunu göstersin. Gideceğim yeri yazayım bana harita üzerinde tarif etsin. Televizyondan, telefondan, tabletten, internete girebileyim. Bir yere kaydettiğim datayı aynı anda tüm cihazlarıma kaydetsin.  Beni benden daha iyi anlasın. Hatta mümkünse bazen ben olsun önceden yüklediğim ses kaydım ile görüşmek istemediğim kişilere otomatik mesaj bıraksın. O ben olsun. Ben o olayım. Her şey benim daha rahat bir hayat yaşamam için belki de daha kolay bir yaşam sürebilmem için…

Daha para transferlerini, fatura ödemelerini, bankacılık teknolojilerinden bahsetmedim bile. Ne kadar da çokmuş değil mi? Belki saymadığım binlerce özellik daha vardır. Ne gerek var hepsini sıralamaya onlarda bunlara benzer nasılsa.  Aslında her şey bizim daha fazla tembelleşmemizi sağlıyor ancak koşuşturmaca gittikçe hızlanıyor. Tembel insan hızlı olabilir mi? Enteresan değil mi? Bir adam hayal edin adam tembel asla bir şey yapmaz. Her şeyi makinalar yapar ama adam aynı zamanda hızlı. Arkadaşlar bunca işimizi makinalara yaptırdığımız halde nasıl oluyor da sürekli bir koşuşturma halindeyiz.

Hızın İçinde Kaybolan İnsanlar

Toplu taşıma araçlarında hepimiz elimizde telefon sürekli mailler, mesajlar, bilgiler, fotoğraflar gönderip alıyoruz. Bu kadar makinalar yanımızda pardon akıllı makinalar yanımızda ama biz hala koşuyoruz. Sabah ne zaman işe çıktığımızı bilmiyor. Ne zaman döndüğümüzü bile hatırlamıyoruz. Dünyamıza onca akıllı cihaz girmesine rağmen hayat hiç de akıllı bir yer haline dönmedi. Hiçbir şekilde işlerimiz leb demeden leblebi olmadı.

Bu işin biraz da teknik kısmına bakalım. Akıllı televizyonu ele alalım mesela. Akıllı demek. Yapay zekâya sahip demek. Yapay zekâya sahip olmak adı üzerinde zekânın yapayına sahip olmak demek. Yani bir zekâ var ortada ama insan beyni kadar gelişmiş değil. Üstelik bir ruha sahip de değil. Yapay zekâ, geliştirilebilen makine beyni olarak tanımlanabilir. Siz ona ne kadar veri yüklerseniz o veriler içerisinden size en iyi sonucu bulan bir cihaz.  Gözümüzü alamadığımız akıllı televizyonlarımıza bakalım mesela, bazı sensör teknolojileri ile zekâları artan televizyonlar artık bize internet dünyasını açıyor.

Açıl Susam Açıldan Açıl Smart Tv Açıla

İçerisine yüzlerce kanal barındırıyor ve “Açıl televizyonum açıl” dediğimizde açılır. “Kapan televizyonum” dediğinizde kapanır.  “Smart TV” işte karşınızda. Peki, bu yazar ne anlatmak ister. Anlatmak istediğim şudur ki; hiçbir makine insanoğlu kadar akıllı olamayacaktır. Çünkü maddesel varlıklar kopyalanabilir fakat ruh asla kopyalanamaz. Allah’ın yarattığı varlıklar hiçbir zaman inanılmazlığını ve kusursuz mükemmelliğini kaybetmeyecektir. Sürekli geliştirilen akıllı cihazların sadece bellek kapasitesi ve algılama sistemleri geliştirilmektedir. Karar verme mekanizmaları asla bir insanın mükemmelliğine ulaşamayacaktır. Çünkü insan sadece beyni ile karar vermez. Duygular ise asla kopyalanamaz.  Öte yandan her şeyin akıllanması insanoğlunun işini kolaylaştırmamıştır. Aksine zorlaştırmıştır.

Doyumsuz İnsanın Üzerine Akan Yenilikler

Bir şeylerin hızlıca yapıldığını fark eden doyumsuz insan nefsi dünyaya ait birçok işi biranda yapma hevesine doğru koşmuştur. Böylelikle işimizi kolaylaştırdığımızı düşündüğümüz cihazlar ile beraber bir trenin vagonunda nereye gittiğimizi bilmeden sürüklenmemize sebep olmuştur. Her şeyin daha kolay yapıldığı günümüzde nasıl olduysa insanoğlunun iş yükü eskisinden daha ağırdır. Hem tembel hem hızlı olmayı başardık galiba…